Parkinson hastalığı nedir?

Bir sinir hastalığıdır. Ender görülür. Şiddetli bir terleme, vücut kasılması, ardından da parmak uçlarından başlayıp, bütün vücuda yayılan bir titreme ile kendini gösterir. Titremeler o kadar şiddetlidir ki, hasta yatakta yatsa da önü alınamaz. Tabii bir iş yapması da mümkün olmaz. Uzun bir süre içinde gelişen hastalık, kesin tedavisi olmadığı için çok defa ölümle neticelenir.

Temel bozukluk, koordineli hareketleri düzenleyen beyin bölümlerindendir. Bu bozukluğu yapan sebep tam bilinmiyorsa "idyopotik Parkinson hastalığı", sebebin belli olduğu durumlarda ise "Parkinsonien sendromlar" adı verilir.

Bu durumlar;

1. Geçirilmiş beyin enfeksiyonları,
2. Bazı ilaçlar,
3. Arteioskleroz,
4. Ailevi sebepler,
5. Travma,
6. Zehirlenmeler,
7. Tümörler,
8. Kandaki kırmızı hücrelerin aşırı yükselmesi gibi durumlardır.

Değişik nedenlere bağlı ortaya çıkabildikleri için normal Parkinson tedavisinde verdiğimiz ilaçlara yanıtsız olabilirler. Bunların bir kısmı Parkinson bulguları ile diğer sistem bulgularının birlikte olduğu Parkinson-artı sendromlar ve ikincil (sekonder) parkinsonizm dediğimiz hastalıklardır. Sekonder parkinsonizm damar hastalıklarına, enfeksiyonlara, tümörler, ilaçlara ve bazı toksik olaylara bağlı olabilir. Bu nedenle öncelikle bunların ayırıcı tanılarının yapılması ve tedavinin buna göre planlanması çok önemlidir.

Hastalığın belirtileri

Hastalığın temel belirtileri titreme, sertlik ve hareketlerin yavaşlamasıdır. Titreme ilk ortaya çıkanı olup, genellikle başlangıçta tek eldedir. Zamanla aynı taraf bacağa ve karşı ele geçebilir. Sıklıkla hastalıktan vücudun bir yarısı baskın olarak etkilenir. Titreme dinlenirken olup, uyurken kaybolur; sinirlilik ve yorgunluk titremeyi arttırır. Sertlik veya katılık boyun kaslarından başlar ve basın gövdeden önde tutulmasına sebep olur. Bel kemiği de etkilenip bel hafif öne eğilir, diz kalça ve kol eklemleri bükük hal alır. Hasta, küçük hızlı adımlarla sendeleyerek yürür, hantallaşır, saatlerce oturur.

Yazıya büyük başlar, harfler gittikçe küçülür ve yazının okunması güçleşir. Monoton bir konuşması vardır. Kasların tonusu arttığı için (sertleştikleri için) bükülü kolun açılmaya çalışılması sırasında dişli çark hareket ettiriliyormuş hissi alınır. Yüz adale faaliyetleri (mimik ve jestler) silinir, donuk, anlamsız çehre (maske yüzü) vardır. Hareketlere başlamakta güçlük çeker, cildi yağlanır ve %40 hastada bunama görülür. Kelimelerin son hecesini tekrar eder. Gözünü kırpmaması söylenip, burun köküne vurulunca kırpma hareketini kontrol edemez. Gözlerin yukarıya doğru dakikalar hatta saatlerce kayması da, hastayı çok rahatsız eden bir durumdur.

Çok önemli bir belirti olmasına karşın Parkinson hastalarının hepsinde titreme görülmeyebilir. Hastalık ilerledikçe fleksiyon postürü dediğimiz vücudun öne ve yanlara doğru eğilmesi, donma diye isimlendirdiğimiz harekete başlamada zorluk, unutkanlık, psikiyatrik bulgular, kabızlık gibi sindirim sistemi bulguları, ürolojik belirtiler, uyku bozuklukları gibi diğer sistem etkilenmeleri de ortaya çıkmaktadır. Uyku bozuklukları hastaların çoğunda görülmektedir. Ancak REM uykusu davranış bozukluğu dediğimiz canlı rüya görmeleri ve koku almada bozukluklar Parkinson hastalığı başlamadan yıllar önce ortaya çıkmış olabilir.

Tedavi

Üç grupta planlanabilir: Birincisi, hastayı, faydalı aktiviteler ve zihni faaliyetlerle içe kapanık ve cemiyetten ayrı olmaktan korumaktır. İkincisi, cerrahi tedavi olup, hastanın ızdırabını azaltmak için kullanılmıştır ve hasta bölgenin, elektrik veya alkolle tahribinden ibarettir. Cerrahi tedaviyle titreme genellikle düzelir, ancak katılık ve hareketlerde gözle görülür bir iyileşme olmaz.

Üçüncü ve bugün parkinsonun esas tedavisi olarak ele alınan tedavi ilaçla tedavidir. Beyinde sinir hücrelerinin uyarılabilme özelliğini arttıran asetilkolinle bunun aksini yapan dopamin arasında belli bir denge vardır. Parkinsonda bu denge asetilkolin lehine bozulmuş olup, tedavide dopamin açığının yerine konması gerekmektedir. Sentetik dopamin kan ile beyin arasındaki bariyeri aşamamaktadır. Bu problem kan-beyin engelini aştıktan sonra dopamine dönüşen, L-Dopa’nın bulunması ile çözümlenmiştir.

Tedavide L-Dopa belirtilerin kaybolduğu doza kadar tedricen arttırılarak verilir. Bundan başka bir virüs ilacı olan amantadin, dopamin gibi etki gösteren bromocriptine de L-Dopa’ya yardımcı olarak tedaviye katılabilmektedir. Halen beyin doku nakli çalışmaları da devam etmektedir. Burada esas; beyin nakli olmayıp, yeni ölen ceninden dopamin yapan küçük bir bölüm, hasta beyne nakledilmektedir.

Son eklenenler

hbo
bki

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç